6 Ağustos 2016 Cumartesi

Elif Şafak - Havva'nın Üç Kızı


Böyledir işte, asırlardan bu yana... Sen misin fazla konuşan, had hudut tanımayan, adaletsizliğe başkaldıran, evvela dilin gider bu topraklarda. Yitirirsin kelimeleri, etinden et çekilmiş gibi cımbızla.

     Havva'nın Üç Kızı... İddialı, beklentiyi arttıran bir isim! Ne senaryolar, ne hikayeler çağrıştırıyor değil mi? Benim için öyleydi en azından. Başarılı pr çalışmalarının sonucu kitaba olan merakım ve ilgim giderek büyüdü ve toplu siparişimin içerisinde bu kitapta yerini buldu.

      Aslında ilgi çekici bir hikaye olabilecekken fazla zorlama ve sipariş üzerine yazılmış gibi geldi kitap bana nedense... Her şey vardı. Birbirinden kopuk bir aile; baba solcu, abi marksist, küçük abi faşist, anne tarikat müridi... Bir de esas kızımız var Peri nam-ı diğer müterreddit!! 

      Peri, canım benim bu kadar karışık politik görüş içerisinde kendine yer bulamamakla birlikte hep çelişkiler içerisinde kalmış bir kızımız. Ama içten içe de inançsız babasına ve büyük abisine yakınlık duyuyor. Buna karşın tam olarak da dini red edemiyor. Annesi neredeyse feraceler içerisinde gezerken babası her akşam rakılarla kafasını dağıtıyor. Anne odada hoca efendisinin kitaplarını okurken, baba içer de zaman zaman arkadaşlarıyla bazen de tek başına ülkeyi kurtarıyor. Aslında belki de her ev içerisinde olabilecek çelişkiler silsilesi o kadar uç ve o kadar belirgin bir şekilde verilmiş ki zorlama gibi hissettiriyor.

      Ne tam bir dindar ne de inançsız. Aile çok zengin değil ama çok fakir de değil.. Aslına bakarsanız İstanbul'un sıradan bir semtinde orta halli bir aile portresi çizilmesine karşın zaman zaman durumlarının kötü olduğu da vurgulanmış. Buna rağmen aydın babanın hedefleri, açık görüşlülüğü ve tabi ki tatliş kızımız Peri'nin çalışkanlığı sayesinde Oxford'u kazanıyor, bir arsa satılıyor ve kızımız okumaya yurt dışına gidiyor. Kitap boyunca okul masraflarını karşılayacak bütçeye sahip bir aile miydi değil miydi bunu düşündüm anlamsız bir şekilde... 

       Kızımızın okulu kazanması ile birlikte bambaşka bir çevresi oluyor, karmaşalarını geride bıraktığını zannederken daha büyük karmaşalar içerisinde buluyor kendini...

         Oxford'ta daha ilk günden Şirin ile yakınlık kurar Peri. Şirin oldukça rahat, İran'ın baskıcı rejiminden kaçmış bir Müslüman ailenin kızıdır ancak oldukça nettir. İnançsız ve kural tanımaz tam bir günahkardır. (!) Günahkar olarak nitelendirirken sevgili Shafak neyi kast etti bilemiyoruz tabi ki ya da biliyoruz ancak bu nitelendirmeyi oldukça rahatsız buldum. Diğer kankamız ise Mona, tam bir Müslüman; dinin bütün gereklerini yerine getiren başı kapalı aynı zamanda da feminist bir kadın. Münkir ve Mümin'i de buldu yani... 

          Bu 3 farklı kafada ki kadını birleştiren tek ortak nokta ise Tanrı Felsefesi dersi veren Profesör Azur! Muhteşem düşünceleri, entellektüel birikimi ile kendine hayran bırakan bir adam. Hikaye Azur'un dersleri etrafında dönmeye devam ediyor ancak karakterler de özellikle Mona'da fazla detaya girilmemiş. Sürekli münkir ve mümin arasında bir çatışma var ki diyaloglar o kadar zorlama ki, sanki kenara not edilmiş şunları da bir gün bir yerde serpiştireyimler ile dolmuş taşmış.

        Sadece bunlarda değil öyle eleştirel ve dolu dolu bir kitap yazmış ki Shafak; modernleşme, dindarlık, oportünizm, çarpık kentleşme, betonlaşma, bekaret, aile sırları gibi konulara da yer yer değinmeden edememiş. 

        Tüm bunlara rağmen kitap oldukça havada bitiyor, yani hikaye kurulmuş geliştirilmiş ama net bir son yazılamamış gibi. Ayrıca Peri'nin Oxford sonrası hayatı ile ilgili hiç bir ip ucu yok. 14 yıl geçmiş, karakterimiz zengin kocayı bulup köşeyi dönmüş ama bu yaşadığı korkunç olaylar sonrasında nasıl doğrulmuş bu kısımlar oldukça boş...

        Baba ve Piç'i, Bit Palas'ı severek okuyan ben açıkçası bu kitapta aradığım hiç bir şeyi bulamadım. Ayşe Arman her zaman ki gibi sevgili Elif Hanım'ın kitabını baş yapıt olarak değerlendirirken (buradan okuyabilirsiniz) Nihat Genç'in kitapla ve Elif Shafak ile ilgili yorumları bir hayli çarpıcı okumak isteyenler buraya tıklayabilir. Ahmet Hakan da boş durmamış ve yazmış, okumak isteyenler için o da şurada dursun. Velhasıl ben bu kitabı pek sevmedim. Siz okuduysanız nasıl buldunuz merak içerisindeyim, neleri sevdiniz? Ya da neden sevmediniz?

14 yorum:

  1. Kitabı okumadım ama kitap yorumlarını okudum. sanki yazar her şeyden biraz olsun, her kesime hitap etsin diye çok karışık bir kitap yazmış. ben de baba ve piç'i, bit palas'ı çok severek okumuştum ama bu kitabı hiç ilgimi çekmedi. elime geçerse okurum ama para verip alacağımı sanmıyorum. yorumun için teşekkürler, çok açıklayıcı olmuş :-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bende tam olarak öyle düşünüyorm, seveni de çok sevmeyeni de ama ben diğer kitaplarına göre pek sevemedim..

      Sil
  2. A aa sevmedin mi ben de bu ara herkeste görüp merak ediyordum bir süre daha geri planda kalacak sanırım

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beklentimin altında kaldı sanırım, çok fazla tanıtılınca daha farklı şeyler bekliyordm galiba..

      Sil
  3. Kitabın beklentiyi karşılamadığını daha önce de okumuştum. Sanırım yazar popüler oldukça beklenti de zirve yapıyor. Elif Şafak için bundan sonrası daha da zor gibi...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle... Bir de fazla popüler kültüre hizmet veriyormuş gibi hissettim

      Sil
  4. Merhaba;
    O kadar çok kişi okuyor ki bende sorun var diye düşünmedim değil açıkçası ... Çok da güzel anlatmışsın , teşekkürler ...
    Belki bir gün Elif Şafak ile yıldızım barışır , bilemedim ki....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benden kaynaklı ve bir sorunda olabilir, beklentim oldukça yüksekti ama zorlama olduğundan eminim :)

      Sil
  5. Bu kitap bana su gibi geldi. Hatta Elif Şafak'ın en sevdiğim kitabı diyebilirim. Bende yorumladım gerçi bloğum da okumak isterseniz beklerim. Ama hani dizi izlersiniz en güzel yerlerinde biter de haftaya yeni bölümü sabırsızlıkla beklersiniz ya aynen öyle. Kitaba tekrar okumayı başlamak sabırsızlandırdı beni. Ama bir konuda haklısınız, okulu bıraktırdıktan sonra ki hayatı askıda kalmış. Adnan'la nasıl evlenmiş ne zaman evlenmiş? Yada o iş adamının yemeğinde Azur ile olan hikaye Adnanla arasında hiç geçmedi.. Adnan sanki biliyormuş da bilmiyormuş gibi mi davrandı yoksa hiç mi haberi yoktu muamma..
    Çok uzun bir yorum oldu.. :) Çenem düştü.. Sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz, en kısa zamanda sizin yorumlarınızı da okuyacağım.. Farklı bakış açılarıyla bir kitabı değerlendirmek hoşuma gidiyor. Yorum için teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  6. Kitabı okumadım ama anladığım kadarıyla yazılmak ıcın yazılmış sanki bu kitap yorumunuz bakış açınız çok güzel. Bende beklerim:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biraz öyle hissettirdi, denk gelirseniz sizde bir göz atın belki de ben çok önyargılı davranmışımdır..

      Bende sayfanızı en kısa zamanda ziyaret edeceğim, sevgililer :)

      Sil
  7. Harika bir blogunuz var. Bloglar Yarışıyor kampanyası ile siz de blogunuzla kazanmaya aday olun bu maceraya katılın; blogunuzu tanıtın, mansiyon ve promosyon ödüller kazanın. Sponsorlarımızın desteği ile bloglar arası etkinlik yarışmamızı 2016 yılı içerisinde 4.kez düzenliyoruz. Katılım için detaylı bilgiyi websitemizden öğrenebilirsiniz.
    İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler!


    Web : http://www.bloglaryarisiyor.net
    Mail: iletisim@bloglaryarisiyor.net
    Tel : +90212 330 9707

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlginiz için çok teşekkür ederim, sitenizi inceleyeceğim :)

      Sil