6 Kasım 2013 Çarşamba

Söyleyecek Bir Kaç Bir Şey Var.

     Son çıkan yasa tasarılarıyla, liselerde evliliğin artık yasallaştığı, üniversitedeyken evlenirsen  13 milyarlık borcunun kaldırılacak olması bana bir hayli ilginç gelmişken yetkili mercilerin son açıklamalarıyla "kızlı erkekli" yurtların ayrıştırılması durumu ve daha da kötüsü (daha da kötüsü diyorum çünkü özel mülkiyeti teftişin nasıl yapılacağını anlayamadım, ayrıca bana göre erkekli erkekli, kızlı kızlı aynı evde kalmak bu bakış açısıylada sıkıntı yaratabilir bu durumda -cinsel kimliğini açıklamaktan fişlenmekten çekinen bir çok kişiyi düşününce- bilinemez yani, homofobik bakış açısıyla mazallah) aynı evde yaşamaları durumu bir hayli şaşırttı. Şaşırtmamalıydı aslında tabi ama... Kızlı erkekli yurtların ne gibi sakıncaları olabilir diye düşünmedim desem yalan olur. Ancak bence daha önemli sorunlar var, mesela o yurtların önündeki uyuşturucu çeteleri.. Ya ne yurdu gerçi bugün bakkala gitmekten hatta gece 10'dan sonra alınamayan alkolden daha kolay bulunabilen şeylerden bahsediyorum.. Neyse kanunen kullanıcı olduktan sonra ve belirli bir miktarı geçmedikten sonra bir sıkıntı yok, bu hususta düzenlemede anlamsız olurdu zaten.

    Geçen gün "türbanla" meclise giremiyoruz feryadlarından öte göremediğimiz milletvekillerimiz, sonunda yeni yasa tasarısıyla meclise girebildi. Bu beni rahatsız etmedi (çünkü yaratılan ikilemde nedense böyle bir rahatsızlık duyulmalı gibi bir izlenim yaratıldı, sanmıyorum ki bir tek kadın böyle bir şeyden rahatsız olabilsin.) bilakis kendi hür iradeyle verdikleri karara saygı duyulması ve kendi tercihleriyle var olabilmeleri bir kadın olarak beni sevindirdi. Ama şöyle bir gerçek var ki çıkıp özgürce, kendi düşündükleri doğrultusunda yaşadıklarını hissettikleri özellikle "madur" olduklarını söyledikleri bir ortamda taciz, tecavüz, şiddet, cinsel ayrım gibi konularda "madur" olan kadınlar hakkında bir şeyler söylesinler, söyleyebilsinler isterim. Zatende söylenmeli! Çünkü öyle bir duruma sürükleniyoruz ki biz kadınlar olarak bir şekilde bir yerde sesimizi çıkarabilmeliyiz. Bugün 16-17 yaşında evlendirileceksek (16-17 yaşında evlenmeyi bugün hala bir çok genç kızımız kendi iradesiyle seçemiyor, bilmiyor olamazsınız), 13-14 yaşında bir okula başımız kapalı girebilceksek(13-14 bu kararın yönlendirmeden uzak tek başına verilebilceği yaş değil, verilse bile bazı aileler içerisinde zorlamalar olduğunu hepimiz görüyoruz biliyoruz değil mi?), üniversitede 3 kuruş (pek 3 kuruş sayılmasa da) için evlenmemiz avantaj haline geldiyse... Sahi neden evleniyoruz? Yani neye biz karar veriyoruz hiç düşündünüz mü? Yasalar önünde en doğal hakkımızı ararken kendimizi savunacak insanları (sahi niye birileri bizi savunuyor?) bizi çokta anlayamayacak ve dayatılan ahlak kurallarının kaidelerine uyma gibi bir yükümlülüğü olmayan (o değilde bu "ahlak" kuralları denilen şey neden kadın üzerinden dönüyor?) bir cinse bırakıyoruz? 

     Acaba gerçekten biz kadınlar olarak kendi özgürlüklerimize değer vermiyor ve kararlarımız üzerine yorum yapabilme hadsizliğine biz yol açıyor olabilir miyiz?

2 yorum:

  1. Bu yasaların suanda gundeme gelmesinin tek sebebi zaten seçim politikası.İnsanlara dine ahlağa bakın ne kadar onemsiyorum demek.Hayır anlamadıgım tüm sorunlar çözüldü kızla erkeğin yurdu evi mi kaldı.
    Neyse canım ellerine saglık cok guzel yazmıssın Bana da beklerim :)

    YanıtlayınSil