Kendini dünyanın merkezine oturtan, bencil, düşüncesiz hastalıklı beyinlerden kendi sağlığınız için uzak durun. Mutlu olmayı başaramayan ve kendi mutsuzluğunu, huzursuzluğunu başkasına saldırarak azaltmaya çalışan insanlar şimdi olmasa bile çıkarlarına uymadığınız ilk anda dümeni size çevirmekte zorlanmayacaktır. Bitmek tükenmek bilmeyen kıskançlıkları ve düşük enerjisiyle sömürülmeniz ise cabası... Ne mutlu edebilirsiniz ne de orta yolu bulabilirsiniz.. En iyisi kısadan uzamak! Yok elim mahkum kaçamıyorum diyorsanız da ilişkiyi minimum seviye de tutmak en mantıklısı... Bu kadar sorunun, sorumluluğun arasında bu insanlarının yükünü omuzlamak hiçbir işinize yaramaz benden söylemesi...
Bir adam, dünyanın merkezinde sadece kendisi asarımlar keserimler gırla! Bir kadın herkes ona hayran kafasında! Bir çocuk ağlayınca dünyanın patronu bile olabilecekmiş edasında! Nasıl bu hallere gelebiliyorsunuz, bu gereksiz özgüveniniz nereden geliyor anlayamıyorum. Hayır bu kadar boş beleşken bu kafalara girmeniz kendi içinde takdir edilesi ama el insaf! Hani kimseden yemediğiniz o yol var ya, upuzun önünüzde.. Gitmeyi bilene.
beni siz delirttiniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beni siz delirttiniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Mart 2015 Pazartesi
28 Ocak 2015 Çarşamba
Yusuf Atılgan - Canistan
Metis yayınlarının "Beni Siz Delirttiniz!" ajandalarından almayan bir ben kalmıştım sanırım ki gecikmelide olsa hemen kendime bir tane edindim. Ne yapacağıma karar veremediğim defterler topluluğunun üzerine de atmama gerek kalmadı her güne küçük bir yer ayrılması en azından o güne dair ufak şeyleri yazabilme arzusu uyandırdı, yani benim gibi toplantıdan toplantıya koşmayanlar için oldukça kullanışlı :)
Kışı sevdiren bir güzellikte nergisler... Ne zaman görsem alırım, bütün ev kokusuyla dolar bunlar da çok güzel değil mi? Canistan'dan bahsetçektim ben aslında.. Tamam başlıyoruz :)
Yusuf Atılgan'ın tamamlayamadığı son romanı Canistan. Tamamlayamadığı söylense de bana göre dolu dolu bitmiş bir kitaptı. Kitap 4 bölümden oluşmaktadır: Duruşma, Yargıç, Tanık ve Sanık. Yusuf Atılgan'ın yazamadığı bölüm ise Sanık'tır ki bu bağlamda da merak uyandırıcıdır.
Kitabın ilk bölümünde bir intikam, karşılaşma yer alır. Bir nevi duruşma... Kitabımızın ana karakterlerinden Selim, Tokuç Ali'den intikamını almak için bir zamanlar kaçarak gittiği, izini kaybettirdiği köyüne geri döner. Selim'in tavrını fazla gururlu hatta sapkınca bulsam da çözümleyemediğim bir karakter. Fazlasıyla çalışkan, üretken bir adam ancak kendi özgüvensizliğinden dolayı da oldukça kindar... Ali'yle çocukluğundan kalan bir hesap için -Ali'nin hiç bilmediği, anlayamadığı bir hesap- geri döner. Hesaplaşmaları fazlasıyla trajiktir.
İkinci bölümde ise Selim'in hesap gününe kadar güttüğü davanın sebebini, çocukluğunu, evini terk edişini ve sonrasında yaşananları öğreniyoruz. Yaklaşık 15 yıllık bir zaman diliminden bahsedilir ve tekrar olayın yaşandığı güne gelindiğinde ise sözü Tanık devralır, üçüncü bölümdeyiz. Tanığımız Kadir olayları kendi gözünden anlatır, hem olaylara hem de Kadir'in hayatına tanıklık ederiz.
Yazılamayan son bölümde ise tahminimce Tokuç Ali'nin yaşadıklarına değinilcekti bu açıdan yarım kalmış bir kitap olsa da kesinlikle okunmalı diyebilirim. Siz kitabı nasıl buldunuz, en sevdiğiniz Yusuf Atılgan kitabı hangisi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
