Mahmud ile Yezida Murathan Mungan'ın yayımlanan ilk kitabı. Bir oyun olarak tasarlanan bu hikaye aynı zamanda Mezopotamya Üçlemesinin ilk kitabı. (Taziye, Geyikler Lanetler ise serinin diğer kitapları)
Hikaye Mungan'ın çok iyi bildiği topraklarda Mardin'de geçiyor. Aslında o kadar bilinen, duyulan ama nedense pek sözü edilmeyen yezidi bir kız -Yezida- ve sünni oğlanın -Mahmud- hikayesi... Bir oyun olarak tasarlanmış olsa da okurken bunu hiç farketmiyorsunuz. Kurgu o kadar güzel ve net yapılmış ki aktarılan her şey direkt gözünüzde canlanıyor ve yüreğinize işliyor. Bir çok topluluk tarafından sahnelenmiş bu güzel oyunu izleme fırsatı bulamadım ama denk gelirse mutlaka izlemek isterim.
Yezidiler sınırı çizilen bir daire içinde kaldığında, çizen kişi o daireyi silene kadar kadar çıkmaz; dairenin sınırını aşmazmış. Başkası için hiçbir anlamı olmayan bir çemberin yezidiler için ne ifade ettiğini anlatıyor. Bana nedense "ya içindesindir çemberin ya da dışında yer alacaksın" şiirini hatırlattı. Muhtemel, çıkamadığımız çemberlerimizden...
Aslında hikaye bir aşk etrafında dönüyormuş gibi görünse de töre, ağalık, rant kaygısı gibi bir çok ögeye de eleştirel açıdan yaklaşılıyor. Bugün bir çok yerde sayıları oldukça azalmış, yıllarca inanışları yüzünden dışlanmış bir topluluğun da kültürünü öğrenme, tanıma fırsatı yakalıyorsunuz. Midyat'ta iken yaşayan yezidileri halka sormuştum, ne yazık ki çoğunun göç ettiğini, kalanların ise Midyat civarında 2-3 aileyi geçmediklerini ve içlerine yabancı kabul etmediklerinden çocuklarının çoğunun sakat olduğunu öğrenmiştim. Kitapta da ne sünni olan taraftan ne de yezidi olan taraftan birbirleri ile ilişki içerisinde bulunmak istemedikleri ve bakış açıları oldukça açık bir şekilde ifade edilmiş.
Köyün Delisi: Kimse kimseyi sevmez. Herkes benim gibi. Benim gibi.
Şimdi ekranlarda dönen töre, ağalık içeren yapmacık hikayelerin aksine oldukça dikkat çekici ve yüreğinize işleyen bu hikayeyi bir solukta okuyacaksınız. Ben elimden bırakamadım. Ben devam kitaplarını almadığım için pişman oldum açıkçası.. Üçlemeyi tamamlayanlarınız varsa beğendiniz mi?
metis yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metis yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Temmuz 2016 Çarşamba
23 Mart 2016 Çarşamba
Kaf Dağının Önü - Murathan Mungan
"Daha fazla yalnızlık çekilmezdi. Hiçbir gece tek kişilik değildir çünkü."
"Kadınlar konuşma ihtiyacı duyarlar, kadınların sözcüklere ihtiyacı vardır, onlar sözcüklerle yatışır ya da sözcüklerle ayrılırlar.. Sözcüklere inanırlar çünkü. Dilin kendisi kadındır. Yemin kadın, küfür erkektir."
Üç öyküden oluşuyor kitap "Suret Masalı", "Gece Masalı", "Kağıttan Kaplanlar Masalı". 3 farklı hikaye gibi görünse de ben her hikaye de farklı bir Murathan Mungan buldum. Kendi yaşadıkları, hissettikleri tek tek kaleme dökülüp öykü olmuş gibi geldi. Sanki bir yerde de öyküler iç içe geçiyormuş gibi hissediyorsunuz. En çok hangi öyküyü beğendin derseniz de "Suret Masalı" derim. Sanki Paranın Cinleri kitabında geçen duyguları yakaladım gibi geldi, ya da ben tamamen benzetmek istedim bilemiyorum.
İlk öyküde ressam bir adamın aşkı, başarı tutkusu, git gelleri; ait olamaması ve ikilemleri anlatılıyor. Sıcak, gerçekçi ve çarpıcı. Bir solukta okudum. Ancak ikinci öyküde biraz takıldığımı itiraf etmeliyim. Biraz kopuk gibi geldi, ya da benim ruh halimden kaynaklı.. Eş cinsel bir müzisyenin duygularını, gözlemlerini anlatıyor. Son öyküde ise bir yüzleşme var. Geride bıraktığı dostları ile tekrar yüzleşmesi; içindekileri dökmesi durumu söz konusu. Uzun solukta ama keyifle okuduğum bir kitap oldu, peki sizin en sevdiğiniz Mungan kitabı hangisi?
28 Ocak 2015 Çarşamba
Yusuf Atılgan - Canistan
Metis yayınlarının "Beni Siz Delirttiniz!" ajandalarından almayan bir ben kalmıştım sanırım ki gecikmelide olsa hemen kendime bir tane edindim. Ne yapacağıma karar veremediğim defterler topluluğunun üzerine de atmama gerek kalmadı her güne küçük bir yer ayrılması en azından o güne dair ufak şeyleri yazabilme arzusu uyandırdı, yani benim gibi toplantıdan toplantıya koşmayanlar için oldukça kullanışlı :)
Kışı sevdiren bir güzellikte nergisler... Ne zaman görsem alırım, bütün ev kokusuyla dolar bunlar da çok güzel değil mi? Canistan'dan bahsetçektim ben aslında.. Tamam başlıyoruz :)
Yusuf Atılgan'ın tamamlayamadığı son romanı Canistan. Tamamlayamadığı söylense de bana göre dolu dolu bitmiş bir kitaptı. Kitap 4 bölümden oluşmaktadır: Duruşma, Yargıç, Tanık ve Sanık. Yusuf Atılgan'ın yazamadığı bölüm ise Sanık'tır ki bu bağlamda da merak uyandırıcıdır.
Kitabın ilk bölümünde bir intikam, karşılaşma yer alır. Bir nevi duruşma... Kitabımızın ana karakterlerinden Selim, Tokuç Ali'den intikamını almak için bir zamanlar kaçarak gittiği, izini kaybettirdiği köyüne geri döner. Selim'in tavrını fazla gururlu hatta sapkınca bulsam da çözümleyemediğim bir karakter. Fazlasıyla çalışkan, üretken bir adam ancak kendi özgüvensizliğinden dolayı da oldukça kindar... Ali'yle çocukluğundan kalan bir hesap için -Ali'nin hiç bilmediği, anlayamadığı bir hesap- geri döner. Hesaplaşmaları fazlasıyla trajiktir.
İkinci bölümde ise Selim'in hesap gününe kadar güttüğü davanın sebebini, çocukluğunu, evini terk edişini ve sonrasında yaşananları öğreniyoruz. Yaklaşık 15 yıllık bir zaman diliminden bahsedilir ve tekrar olayın yaşandığı güne gelindiğinde ise sözü Tanık devralır, üçüncü bölümdeyiz. Tanığımız Kadir olayları kendi gözünden anlatır, hem olaylara hem de Kadir'in hayatına tanıklık ederiz.
Yazılamayan son bölümde ise tahminimce Tokuç Ali'nin yaşadıklarına değinilcekti bu açıdan yarım kalmış bir kitap olsa da kesinlikle okunmalı diyebilirim. Siz kitabı nasıl buldunuz, en sevdiğiniz Yusuf Atılgan kitabı hangisi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


