"Ben, Leyla Taşçı. Bir kamyonetin arkasında tanıştım İstanbulla. Derme çatma bir evde yaşadım, küçük yaşta çalışmaya başladım. Evlat oldum, kardeş oldum, eş oldum, anne oldum. Kendimden başka her şey oldum. Ben, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde denk geldiğiniz binlerce kadından biriyim... 'hayatımı yazsam roman olur' derler ya, öyle .. Valla..."
Kitap alışverişim içerisinde özellikle sipariş verirken en çok merak ettiğim kitap Antabus'tu. Sıradan bir kadının, Leyla'nın hayatına konuk oluyorsunuz bu kitapta. O kadar sarsıcı, o kadar gerçek ve o kadar çok rastladığımız bir hikaye ki... Bunun bilinci ile sinir oluyor, lanet ediyor ama yine de elinizden bırakamıyorsunuz.
İstanbul'a göç eden ve tek gayesi ev almak; gelirini arttırmak olan bir evin kızı Leyla. Evin temellerine katkısı olsun diye konfeksiyona veriliyor ve küçük yaşına rağmen iş hayatıyla, sağlıksız çalışma koşullarıyla, aşkla, şiddetle tanışıyor. İçinde bulunduğu durumdan kurtulabilmek için kendince yöntemler üreten bir kadın... Dedim ya bildiğiniz bir hikaye ya da tahmin edebildiğiniz...
Yazar iki farklı alternatif ile Leyla'nın hayatını gözler önüne seriyor. Dili, vurguları o kadar kuvvetli ki karşınızdaymış gibi hissediyorsunuz. Bu bağlamda okuması oldukça kolay ve sürükleyici bir kitap.
Seray Şahiner'in bu kitabı, tiyatro oyunu olarak Erdal Beşikçioğlu'nun genel sanat yönetmenliği ile Nihal Yalçın tarafından sahneleniyormuş. Bu performansı ile Nihal Yalçın 20. Afife Tiyatro ödüllerinde yılın en başarılı kadın oyuncusu seçilmiş. İzleyebilmiş olmayı isterdim, işte İstanbul'da olmamanın kötü tarafı sanırım bu da... Oyunu izleyen varsa yorumlarınızı merak ediyorum.
