murathan mungan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
murathan mungan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Murathan Mungan - Mahmud İle Yezida

              Mahmud ile Yezida Murathan Mungan'ın yayımlanan ilk kitabı. Bir oyun olarak tasarlanan bu hikaye aynı zamanda Mezopotamya Üçlemesinin ilk kitabı. (Taziye, Geyikler Lanetler ise serinin diğer kitapları) 

             Hikaye Mungan'ın çok iyi bildiği topraklarda Mardin'de geçiyor. Aslında o kadar bilinen, duyulan ama nedense pek sözü edilmeyen yezidi bir kız -Yezida- ve sünni oğlanın -Mahmud- hikayesi... Bir oyun olarak tasarlanmış olsa da okurken bunu hiç farketmiyorsunuz. Kurgu o kadar güzel ve net yapılmış ki aktarılan her şey direkt gözünüzde canlanıyor ve yüreğinize işliyor. Bir çok topluluk tarafından sahnelenmiş bu güzel oyunu izleme fırsatı bulamadım ama denk gelirse mutlaka izlemek isterim.

             Yezidiler sınırı çizilen bir daire içinde kaldığında, çizen kişi o daireyi silene kadar kadar çıkmaz; dairenin sınırını aşmazmış. Başkası için hiçbir anlamı olmayan bir çemberin yezidiler için ne ifade ettiğini anlatıyor. Bana nedense "ya içindesindir çemberin ya da dışında yer alacaksın" şiirini hatırlattı. Muhtemel, çıkamadığımız çemberlerimizden...

            Aslında hikaye bir aşk etrafında dönüyormuş gibi görünse de töre, ağalık, rant kaygısı gibi bir çok ögeye de eleştirel açıdan yaklaşılıyor. Bugün bir çok yerde sayıları oldukça azalmış, yıllarca inanışları yüzünden dışlanmış bir topluluğun da kültürünü öğrenme, tanıma fırsatı yakalıyorsunuz. Midyat'ta iken yaşayan yezidileri halka sormuştum, ne yazık ki çoğunun göç ettiğini, kalanların ise Midyat civarında 2-3 aileyi geçmediklerini ve içlerine yabancı kabul etmediklerinden çocuklarının çoğunun sakat olduğunu öğrenmiştim. Kitapta da ne sünni olan taraftan ne de yezidi olan taraftan birbirleri ile ilişki içerisinde bulunmak istemedikleri ve bakış açıları oldukça açık bir şekilde ifade edilmiş. 

Köyün Delisi: Kimse kimseyi sevmez. Herkes benim gibi. Benim gibi.

             Şimdi ekranlarda dönen töre, ağalık içeren yapmacık hikayelerin aksine oldukça dikkat çekici ve yüreğinize işleyen bu hikayeyi bir solukta okuyacaksınız. Ben elimden bırakamadım. Ben devam kitaplarını almadığım için pişman oldum açıkçası.. Üçlemeyi tamamlayanlarınız varsa beğendiniz mi?

23 Mart 2016 Çarşamba

Kaf Dağının Önü - Murathan Mungan


       "Daha fazla yalnızlık çekilmezdi. Hiçbir gece tek kişilik değildir çünkü."
            "Kadınlar konuşma ihtiyacı duyarlar, kadınların sözcüklere ihtiyacı vardır, onlar sözcüklerle yatışır ya da sözcüklerle ayrılırlar.. Sözcüklere inanırlar çünkü. Dilin kendisi kadındır. Yemin kadın, küfür erkektir."

       Üç öyküden oluşuyor kitap "Suret Masalı", "Gece Masalı", "Kağıttan Kaplanlar Masalı". 3 farklı hikaye gibi görünse de ben her hikaye de farklı bir Murathan Mungan buldum. Kendi yaşadıkları, hissettikleri tek tek kaleme dökülüp öykü olmuş gibi geldi. Sanki bir yerde de öyküler iç içe geçiyormuş gibi hissediyorsunuz. En çok hangi öyküyü beğendin derseniz de "Suret Masalı" derim. Sanki Paranın Cinleri kitabında geçen duyguları yakaladım gibi geldi, ya da ben tamamen benzetmek istedim bilemiyorum.

          İlk öyküde ressam bir adamın aşkı, başarı tutkusu, git gelleri; ait olamaması ve ikilemleri anlatılıyor. Sıcak, gerçekçi ve çarpıcı. Bir solukta okudum. Ancak ikinci öyküde biraz takıldığımı itiraf etmeliyim. Biraz kopuk gibi geldi, ya da benim ruh halimden kaynaklı.. Eş cinsel bir müzisyenin duygularını, gözlemlerini anlatıyor. Son öyküde ise bir yüzleşme var. Geride bıraktığı dostları ile tekrar yüzleşmesi; içindekileri dökmesi durumu söz konusu. Uzun solukta ama keyifle okuduğum bir kitap oldu, peki sizin en sevdiğiniz Mungan kitabı hangisi?

23 Nisan 2015 Perşembe

Murathan Mungan - Paranın Cinleri


      Mardin, büyülü güzelliğiyle kendine hayran bırakan muhteşem şehir! Paranın Cinleri'ni bu kadar geç okuduğuma o kadar üzüldüm ki.. Murathan Mungan çocukluğunun izlerini, kendi pencerisinden Mardin'i, kırgınlıklarını, hissettiklerini o kadar güzel, o kadar özel anlatmış ki, onun gözüyle Mardin'i gezmiş olmak isterdim. Daha önce Mardin'i görmüş birisi olarak, bütün sokaklarını, abbaraları,  Deyrülzafaran'ı, kiliseleri, postaneyi Murathan Mungan ile tekrar geziyormuşum gibi hissettim. Sanırım tekrar gidebilmek için bir sebep daha buldum kendime...


      Kitap 10 adet öyküden oluşuyor. Yazar kendisiyle hesaplaşıyor adeta her öyküsünde.. Onu biraz daha yakından tanımanıza, anlayabilmenize, düşüncelerine, düşlerine, Muro'ya ışık tutabilmenize olanak sağlıyor. Öyle ki aslında kendisini anlattığı romanlarında ki karekterlerini, kendi anılarıyla birleştirip daha rahat bir çözümlemeye ulaşmanızı sağlıyor. Kitap içerisinde beni en çok etkileyen öykülerden biri "Mehtaplı Gecelerde Hep Seni Andım".. Şarkı'nın onda yarattığı hissiyat, benim gibi cisimlerin, eşyaların, şarkıların enerjisine inanan ve deli gibi bağlanan birini oldukça etkiledi. Çok sonraları Dağınık Yatak'ta ki Benli Meryem'e verdiği bu şarkı ve sonrasındaki tesadüfler daha da sarstı.. Çok önceleri izlediğim bu filmdeki sahneler kesik kesik hatırıma düştü... Etkilendim. "Fazla Cesaret Fazla Merhamet Fazla Sevgi" ise bir diğeri.. Fazla söze gerek yok, alın okuyun sizde kendinizden bir şeyler bulacak, yakalayacak, seveceksiniz eminim.