Tarık Akan ve Şerif Sezer'i ilk Yol filminde Şerif Ali ve Zine olarak izlemiştim. 1982 Cannes'ta ödül getiren bu filmden sonra ikili ancak bu film ile bir araya gelebilmiş. Kars'ta geçen bu hikaye de kah gülüp kah hüzünleneceksiniz.
Tarık Akan'ı ekranda izlemek gerçekten çok keyifli ve her yaşıyla muhteşem bir oyuncu! Mişka adında köyde ki son malakanı canlandırıyor. Şerif Sezer ise gerçekten ayrı bir efsane, her ne kadar dizilerde klişelere boğulsa da bu filmde evet işte budur dedirtiyor! Popuç, farklılıklara açık olmayan, asabi, herkesin çekindiği bir karakter.. Kimsenin bilmediği farklı bir meselesi var Mişka'yla üstelik..
Filmin sürprizi ise Tarık Akan'ın gençliğini oğlu canlandırırken, Şerif Sezer'in gençliğini de kızının canlandırması. Abartı değil; sade, komik ve etkileyici bir film olmuş. Bir röportajında Akan Kars'a gittiğinde bazılarının onu tanıyamadığını ve oğluna Tarık Akan gelmiş diye sarıldıklarını söylüyordu. Ben de çok benzettiğimi söylemeliyim... Gerçek bir hikayeden esinlenerek kaleme alınmış güzel bir senaryo, iyi bir film olmuş. Dostluk, aşk, paylaşmak, sevgi, müzik adına pek çok şey bulabileceğiniz bu filmi siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bayram vesilesiyle birkaç gün evde kalınca ve televizyonda da izleyebilcek pek bir şey bulamayınca, dizilerinde tatile girmesinden mütevellit Türk filmlerini hiç kaçırmıyorum. 2 gündür arka arkaya bu filmlere denk gelince bende de doğal olarak bir nostalji havası oluştu. Hal böyleyken sizinle de paylaşayım istedim. :) Birçoklarınız hatırlar, "evlenmek istiyorum" temalı programlar meşhur olmadığı zamanlarda pembe diziler daha yeni yeni türemişken, kadın programlarının K'sı ortada yokken boş olan öğle saatlerinde ya çizgi film yada eski türkfilmleri gösterilirdi. İçlerinde öyle filmler var ki benim için unutulmaz, vazgeçilmez. Yüz kere izlemiş olsam yine oturur izlerim, ilk sefermiş gibi. Mahçup Delikanlı : Gülşen Bubikoğlu, Tarık Akan bir filmde oldu mu zaten benim için yeterlidir ama bu filmlerini ayrı severim. (Yaz Bekarı, Evcilik Oyunu, Ah Nerede) Tarık Akan'ın sevdiği kız bir başkasıyla evlenecekken pat diye camı kırıp Gülşen Bubikoğlu'nu kolundan tuttuğu gibi kaçırmasından mı yoksa birbirinden güzel şarkılarla süslenmiş olmasından mı bilinmez yeri ayrıdır.
Sultan : Türkan Şoray denilince sanırım şöyle bir durup düşünmek gerek zira farklı karakterlerdeki rollerin hepsinin üstesinden gelmek ve hepsini başarıyla oynayabilmek büyük bir başarı. Sultan da benim çocukluğum içerisinde "çokameeeel istiyorummm çokaaaameeeeel..." "susadım çeşmeyee.." "tultan benim oladak, -nah senin olacak" replikleriyle halen hafızamda. Bulut Aras, Şener Şen, Adile Naşit ile izlemeye doyulamayan filmlerden.
Yalancı Yarim : "Mahmuuuuuuut!" desem hepiniz hatırlarsınız heralde. Küçük bir nişanlılık yalanı ardından arkası kesilmeyen yanlış anlamalar arasında filizlenen bir aşk. O kadar samimi, o kadar keyifli ki insan izlemelere doyamıyor. Bir de birbirinden güzel Emel Sayın şarkılarıyla adeta mest oluyorsunuz.
Yol : Yılmaz Güney'e Cannes'ta ödül getiren senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılıp, Şerif Gören tarafından yönetilen muhteşem film. Tarık Akan, Halil Ergün, Şerif Sezer'in oynadığı filmde öyle sahneler var ki hala hafızamda. Uzunca bir dönem yasaklanmış olduğundan çok sonraları izleyebildiğim ve sonrasında eski Türk filmleri denildi mi en başlarda sayabileceğim bu filmi halen izlemediyseniz şiddetle tavsiye ederim. İmralı Yarı Açık cezaevinde bulunan mahkumlara verilen bayram izniyle evlerine dönen 5 mahkumun yolda yaşadığı zorluklar ve insan hayatının dramı başarılı bir dille anlatılıyor.
(Fotoğraflar aldatıcı olmasın, film siyah beyaz değil.)
Eski türkfilmleri, yeşilçam denilince sizin unutamadıklarınız bin defa olsa izlerim dedikleriniz en sevdikleriniz neler?