13 Ağustos 2013 Salı

Ahmet Ümit - Beyoğlu Rapsodisi

   

    Uzunca zamandır herkesin elinde görüp merak ettiğim ve itiraf etmeliyim ki daha önce hiç okumadığım Ahmet Ümit'le birazcıkta Pinuccia'nın okuma etkinliğinin vesilesiyle Beyoğlu Rapsodisi'nde tanıştım. Polisiye romanlarına özel bir ilgi duymasamda başlarda durağan giden kitap sonralarda "ee şimdi nolucak acaba?"larla bir iki güne bitti.
   Galatasaray lisesinden arkadaş olan Kenan, Selim ve Nihat'ın dostlukları hiç bozulmadan devam etmiştir. Kenan'ın geçirdiği uçak kazası sonrasında merak sardığı ölümsüzlüğü yakalama düşüncesiyle giriştiği fotoğraf projesi, içinde değişik detaylar barındırmaktadır.      Kitap içerisinde karakter analizleri o kadar güzel yapılmış ki sanki üçünüde çok yakından tanıyormuş gibi hissediyorsunuz. Öyle ki bazı durumlarda hangisinin ne tepki verebileceğini önceden kestirebiliyorsunuz.  Ve bir de kitaba adını veren "Beyoğlu..." Karakterlerimizin neredeyse tüm hayatları burada geçmiş ve kitap içerisinden gidilen bütün mekanlar burada. Elinizde bir kağıt kalem alın, bahsedilen yerleri (Han, hamam, bar, sahaf, tiyatrolar, galeriler, meyhaneler, kör çıkmazlar) bulup görme isteğiyle dolup taşıyorsunuz. Sanırım İstanbul'da yaşıyor olsaydım, bugün çıkar her yeri tek tek keşfederdim.
   Açıkçası Ahmet Ümit'le geç tanışmış birisi olarak kitaptan fazlasıyla keyif aldım. Başlarda çok durağan, sıkıcı gibi gelse de, sizi öyle bir yerden yakalıyor ki kitabı elinizden bırakmak mümkün olmuyor ve tahmin bile edemeyeceğiniz öyle bir son yazılmış ki şaşırıp kalıyorsunuz.  

4 yorum:

  1. ilginç. yıllaaar önce okumuştum. ben de tam tersi giriş gelişmesini çok beğenmiş sonunu çok zorlama bulduğumu hatırlıyorum. hayat tuhaf kitaplar falan:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. doğrudur, kişiden kişiye birazda beklentilere göre değişiyor okuduklarımız. :)

      Sil
  2. Ahmet Ümit hic okumadım ama kesinlikle okuyacağım yazarlardan:) bu kitabı da merakla okuyacağım sanırım

    YanıtlayınSil